Çift olarak iletişimi yeniden kurmak
Suskunluğun yerine küçük, tekrarlanan bağ kurma anları geçmenin üç sade yolu.
Çoğu çift, iletişimin büyük bir kırılma anında kaybolduğunu düşünür. Oysa iletişim nadiren bir anda kaybolur; çoğu zaman küçük susmalar birikir, küçük yanlış anlaşılmalar üst üste biner ve bir bakarsınız iki kişi aynı evde yabancı gibi yaşamaya başlamıştır.
İlk adım, tekrar küçük anlar yaratmaktır. Beş dakikalık bir sohbet, bir fincan kahve eşliğinde günün tek bir olayını paylaşmak, akşam penceresinde 'bugün nasıl geçti' diye sormak — bunlar romantik jestler değil, bağ kurma anlarıdır. Önemli olan içerik değil, tekrardır. Küçük ve tekrarlanan, büyük ve tek seferlikten daha güçlüdür.
İkinci adım, dinlemenin sanatını yeniden öğrenmektir. Çoğumuz karşımızdaki konuşurken ne cevap vereceğimizi düşünürüz. Oysa gerçek dinleme, cevabı ertelemektir. Karşınızdaki konuşurken sadece dinlersiniz; sonra bir nefes alırsınız, sonra 'şunu mu demek istedin?' diye sorsanız, ana fikri doğru anladıysanız, karşınızdaki kişi anlaşıldığını hisseder. Bu, çoğu ilişkide nadir bulunan bir deneyimdir.
Üçüncü adım, çatışmayı düşman değil işaret olarak okumaktır. Öfke, çoğu zaman 'buraya dikkat et' diyen bir uyarıdır. Hangi değere dokunuldu, hangi sınıra yaklaşıldı, hangi eski yaradan rüzgâr esse — çatışmanın altında yatan soru budur. Çatışmayı birlikte çözeceğiniz bir bilmece olarak görmek, onu bir savaş olarak görmekten daha çok şey öğretir.
Bu üç adım basit görünür ama kolay değildir. Çünkü iletişim bir teknik değil, bir alışkanlıktır. Alışkanlıklar ise ancak tekrarla, sabırla ve küçük bağışlamalarla değişir.
Yazıyı paylaş
Muzaffer İnanç
Psikolojik Danışman
EKUS — Psikolojik Danışmanlık. Berlin.
